yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2009 Pazar

2009 Blog Odulleri


Madde Bağımlısı ödül alırken (Fotograf: Sunipeyk)

Elma+alt+shift ödül alırken (Fotograf: Sunipeyk)

Sıcağı sıcağına yazayım yoksa ya detayları atlayacağım ya da üşenip yazmaktan vaz geçeceğim. Dün (evet sanırım dündü, artık uyku düzensizliğim had safhaya ulaştığından zaman kavramını çok farklı algılamaya başladım) BÖ! 2009 Blog ödülleri, ödül töreni vardı. Mesleğimle ilgili herhangi bir ödülü almak için bu kadar heyecanlanmamıştım doğrusu.

Yarışma süreci hayli zorlu geçmişti. Henüz çok yeni bir blog olmamıza rağmen, yılların iddialı bloglarıyla yarışmaya kalkışmıştık, boyumuza posumuza bakmadan. Doğrusu çok da keyifliydi bu kadar iyi bloglarla yarışmak ve böyle bir 1. elde edebilmek. Madde Bağımlısı ilk ulusal başarısını aramızda bazı hainler olmasına rağmen kazanmış oldu böylece. :)

Tören sırasında, Friend Feed'den hergün sohbet edip, ne zaman nereye gittiğini, hangi gün kendisini nasıl hissettiğini, neleri sevip, nelere kızdığını bildiğim, artık neredeyse yanı başımdaki arkadaşlarım kadar tanıdığım duygusuna kapıldığım insanlarla gör-üştüm. Bu hala biraz garip gelse de artık alışıyorum sanırım. Devletşah ve eşi Barış Özcan, Yusuf Ozan Taşdemir, Uğur Özmen, Davut Topcan, Murat Kahraman, Tunahan E. Bilgin (rbwr) bu tören sırasında ilk kez fiziksel varlıklarını görerek sohbet etme fırsatı yakaladıklarımdı. Tunç Kılıç, Ömer Enis Şen, Süleyman Sönmez, Onur Yüksel, Özgür Poyrazoğlu ve dünya tatlısı kızı Zeynep, Fatih Taşkıran yine maceralarını takip edip varlıklarına şahit olduklarımdı. tabi Elma'nın Tolga Güleç'iyle de tanışmış olduk bu arada. Sunipeyk, Gülnur- Çağatay Öztürk çifti, Burak Dönertaş, Elifile görüşebildiklerimdi. (ismini unuttuklarım olduysa affola, uykusuzluğuma veriniz rica ederim)

Aygül ve Yalçın'la da aylar sonra görüşebildik. Bigu'dan tanıdığım, fotoğraflarını beğendiğim Selj'in kamerasının önüne geçme fırsatı da bulmuş olduk :).

Tören hayli hareketli geçti doğrusu, Eray Endeş, Burcu Şensoy ve BÖ! ekibine birkez de buradan teşekkür ederim. Harika bir organizasyon gerçekleştirdiler.

Törenden sonra kalabalık bir grup halinde yemeğe gittik. Ve masamız (en azından bizim taraftaki bölümü) kuzu şiş tercih etti. Yemek boyunca Devletşah ve Barış Özcan'la sohbet ettik. Masa bizim katılımızla hayli büyüdüğünden diğer ucuna yetişmemiz mümkün olmadı. Burcu'yla ayaküstü harika bir proje fikri geliştirdik. Önümüzdeki dönem web tasarımı ve interaktif grafik tasarım dersi alacak öğrencilerin işi bir kademe daha güçleşecek ve keyiflenecek elbette. Her ne kadar bu güzel haberi Deniz'e (Edincik) yetiştirip sataşma eylemim sonucu yere kapaklanan ben olduysam da hala pişman değilim kendisiyle uğraştığım için :))

Yemekten sonra gecenin kalanı için program yapıldı. Fırat, Kasım ve Tolga tekrar buluşmak üzere bizden ayrıldılar. Uğur hoca bütün centilmenliğiyle benim olmayan yön duyguma rağmen Fırın sokaktaki evi buldu bu sayede çantamı alıp, Deniz ve Zeyneple birlikte diğerlerine katılmak üzere yola çıktık. Uğur Özmen'e bir kez daha teşekkür ederim. Gecenin kalanını, Aygül-Yalçın, Selçuk, Halime-Fırat, Deniz, Zeynep ve Kasım'la Reasurance'da rock çalan tek barda mütemadiyen dans ederek geçirdik. Illustrasyonlarını büyük keyifle takip ettiğim, Halime Keskin'le de böylece tanışmış olduk ki kendisi aynı zamanda Fırat'ın da eşi. 38 saatin üstündeki uykusuzluk (arada 3 saat trende, 2 saat evde uyumuştum), yol yorgunluğu ve koşturmacaya rağmen çok keyifli bir geceyle 2009 Blog Ödüllerini geride bıraktık...






Yalçının öyle durması sizi aldatmasın gecenin videoları elimde :)


6 Ekim 2008 Pazartesi

ve alper örümcek adamı öldürdü

bütün bir yılı ve yaz tatilini nefes almadan geçirdiğimden sanırım bu tatile çok ihtiyacım vardı. düşüncesi bile tedirgin ediyordu hayalini kurduğumda başına birşey gelecek diye. son izleme jürisini atlattıktan sonra bilet aramaya başladığımdan haftalarca önce tatilini planlayanlar sayesinde bodruma beni kavuşturacak tek bir ulaşım aracı bulamadım başlangıçta. tüm aramalar çabalar sonuçsuz kalınca, alper meltem çiftiyle yol çıkıp, izmir aktarmasıyla bodruma gitmek son çare oldu. en son onların düğününden, kayseriden birlikte dönmüştük haziran sonunda, yine yerleştik arabaya çıktık yola.










"arabayı durdur çabuk! bulutlar geçiyor" çığlıklarımıza dayanamayan alper çekti arabayı kenara, hayatına kattığımız heyecanlara şükrederek :)

soğuk ve yağışlı içanadolunun bozkırlarından sonra ılık bir hava karşıladı bizi egede. yazdan kalma günlerse bodrumda bekliyorlardı.
her ne kadar tezimi okumak ve üzerinde çalışmak için aldıysam da yanıma, tek okuduğum güzel bir romandı bodrumda. deniz sonrası teras manzarası eşliğinde. hala daha kimi sahneleri gün içinde gözümde canlanan romanın geri planında önemli bir dönem (Türkiye tarihi) anlatırılken önde Türk filmlerini aratmayan güzel bir aşk hikayesi dans etmekte...

bu mevsimde bodrumu daha çok seviyorum. sonbahar tüm varlığıyla kendini belli ederken yazın kavuran güneşi yok ortalarda, deniz saat aralıklarına sıkıştırılmadan tüm keyfiyle davetkar bekliyor, insan yığınları arasında şezlong, şemsiye kovalama derdi olmadan tatlı bir rehavetle geçiyor günler.
bahçedeki nar ağacı verandaya dahil olmuş bu yıl, bir tane narını atmış içeri diğerlerinin gölgesini...

özellikle kuzeyden ve bir şehirden gidince her nevi doğa olayı, doğal olan ne varsa yani bir mucize gibi geliyor. bulutlar, deniz, yıldızlar, rüzgarla gelen manolya kokusu, yağmur hepsi ayrı birer mucize.

zaman sanki durmuş gibi, günlük hayatın koşturmasından kurtulunca sanırım yaşadığını hissediyor insan.

bu tatili yapabileyim diye ankaradaki işini gücünü ve herşeyden önemlisi biricik torununu bırakan sevgili annem ve nefis yemekleri bana eşlik etti rüya gibi geçen 7 günde.

yine bodrumda tatilini geçiren su geçirmez balıkla bir akşam buluştuk ve bodruma yakışır bir yemek yedik; rakı-balık. elindeki leş gibi peçeteye bakıp aldanmayın, mezelerin tamamına yakını, balığın yanakları ve rakı benimdi, ne de olsa bu defa araba bana ait değildi :)

dönüş yolu tahmin ettiğimizden daha keyifliydi aslında taki eve varıp, garaj kapısını açıp, meltemin ön camda dev bir örümcek farkmesine kadar... hareket halindeki arabanın ön camından arkaya doğru seri bir şekilde ilerleyen, 1 gün daha yaşasa örümcek adam kıvamına gelecek olan sevgili örümcek, tüm ısrarlarımıza yapma etme yazıktır günahtır dememize rağmen alper tarafından öldürüldü. arabadan inip hayretle cesedi inceledik. ölmüştü. tatilimiz son dakika adrenaliniyle sona ererken söylenerek bin parça eşyamızı asansöre taşıdık...